Gece Apeldoorn’a geldim. Otelde gece kaldıktan sonra erkenden kalkıp müşteri ile buluşmak için hazırlanmaya başladım. Otel çok da iyi bir otel değildi, biraz soğuktu açıkçası. Kahvaltısı da pek iyi değildi, yiyebileceğim çok bir şey yoktu ama doydum yine de. Uber’den taksi çağırdım, yoğun bir saatte olduğu için ilk başlarda bulamadı. Yalnız taksi ücreti epey pahalı burada, yaklaşık 25 EUR para verdim. Müşteri ofisindeki ilk günümdü, müşteri tarafıyla tanıştım. Müşteri tarafında olan biri Fransızdı. Soğuk biridir diye düşünüyordum, Fransızlar genelde böyle ya. Epey tatlı bir kadındı ama. Bir de Hollandalı biri vardı, o da muhtemelen yaşının getirdiği olgunlukta biriydi. Yukarı çıktım, diğer kişilerle konuştum. Takımda Türk bir arkadaş vardı, onunla daha önceden mesajlaşmıştık zaten. Onunla biraz konuştuk. Biraz işe baktım, öğle yemeğine gittik birlikte. Öğle yemeğinde bunlar sadece sandviç yiyorlar, normal yemek yok. İlginç geldi açıkçası, yani öğle yemeğinde sadece sandviç yemeleri… Hatta tanıştığım Hollandalı adam da evde yapmış getirmiş sandviçini. O zaten aşağıya bizimle inmedi. Biz sandviçimizi aldık ve bir masaya oturduk. Fransız da oradaydı, birlikte konuştuk. Sonra da yukarı çıktık. Biraz daha konuştuktan sonra Türk olan arkadaş biraz erken çıktı ofisten. Ben de altıya kadar orada kaldım, herkes çıktıktan sonra ben de çıktım. Taksi çağırıp otele gittim.
Hava aydınlıktı. Üstümü değiştikten sonra orada gezilecek yerlere baktım. Kameramı da alıp dışarıya çıktım. Old Town’a doğru gittim. Küçük bir şehir olduğu için gezilecek pek bir yer yoktu. Yalnız çok güzel bir alanı vardı, sokaklar sağlı sollu güzel mağazalarla, kafelerle, barlarla doluydu. Orada yürüyüp video çektikten sonra bir parka gittim. Park da gayet huzurlu ve sakindi. Akşam saati olduğu için etrafta pek kimse yoktu. Oradan otele doğru yürümeye başladım. Otelin bulunduğu cadde üzerinden değil de hemen bir paralelindeki sokak üzerinden gitmeye başladım. Keşke gitmeseydim! O sokaklardaki evler o kadar güzeldi ki benim moralim bozuldu. İnsanlar müstakil evlerinde, gayet cool şekilde yaşıyorlardı. Hatta perdelerini bile kapatmamışlardı, geçen herkes aslında ne yaptıklarını görebilirdi. Ben de görüyordum. TV izliyorlardı genelde, kitap okuyorlardı… Çok etkinlenmiştim. Eminim çok pahalı evlerdi, durumu iyi olan insanlardı. Yani böyle bir yerde bu şekilde evleri görmem beni şaşırttı. Normalde böyle güzel evler büyük şehirlerin dış kısımlarında olur ama burada bu şekildeydi. Otele gidip hemen araştırdım. Buralar daha normal seviyede mahallelermiş. Zengin mahallelerini düşünemiyorum bile…
O gün akşamı moralim bozuldu. İnsanlar cidden nasıl hayatlar yaşıyorlar diye düşündüm devamlı…
