Açılan Kategori

Arşiv

Ocak

11 Ocak 2026

Havalar çok boktan bu aralar. Kıştan dolayı normal kış olmadan önce de hava her zaman gri ve güneş yok. Hangi gerizekalı burada yaşamaya karar vermiş yıllar evvel, bilmiyorum ama tam bir mal olduğu kesin. Bir çok şey normal aslında, yani Türkiye’deki o stresli, tehlikeli, herkesin yüzünün asık olduğu ortamı kesinlikle özlemiyorum tabi ki ama güneş ya, güneş çok önemli bir faktörmüş gerçekten de.

Yılbaşından itibaren neredeyse her gün kar yapıyor. Hava hep eksilerde, hatta -18’i de gördük diyebilirim. Bugün ne yaptım, bir kahvaltı yaptım, sosyal medyada bir şeylere baktım, biraz oyun oynadım – ki 3 saat falan oynamışım – yemek hazırladım. Yemekten sonra her zaman olduğu gibi uyku bastırdı ve saat yedi gibi televizyonun karşısında uyudum. Başım ağrıyordu biraz, uykudan sonra hafifler diye düşündüm ama yine de biraz var. Sanırım bu çok fazla ekrana bakmaktan oluyor, günün bütün günü ekrana bakıyor gibiyim. Özellikle oyun oynarken daha dikkatli olduğum için gözlerim daha da fazla yoruluyordur diye düşünüyorum.

Bugün Amazon’dan lens aldım, yaklaşık 480 EUR tuttu, içim acıdı ama en ucuz lenslerden biriydi. Günlerdir araştırma yapıyorum lens için. En uygun ve en ucuz lens buydu, bugün de sonunda sipariş verdim. Ayrıca bir SD kart da almam gerekiyordu, slow-motion çekimler yapabilmek için. Ona da bir 150 EUR bayıldım. Ayrıca bir kutu D vitamini ve Omega-3 gibi yararlı şeyler de aldım. Totalde sanırım 700 EUR harcamışımdır. Bundan sonra artık para biriktirmeye çalışacağım. Harcayacağım tek şey gezmek için bilet ve otel ücretleri olur artık.

Sıkılmaya başladım iyice, özellikle bu havadan, hatta bu şehirden de. Başka bir yere gitmek istiyorum, uzun süre yaşamak isteyebileceğim bir yere taşınmak ve orada yaşamak istiyorum. Bunun için şimdilik bir adım atmıyorum projeden dolayı ama projeyi canlıya geçirdikten sonra başvurulara başlayacağım.

Gittikçe sıkılmaya başlıyorum.
Umarım bu senenin sonunda daha iyi bir yerde olurum.

Aralık

31 Aralık 2025

Uzun zamandan sonra ilk defa bir yazı paylaşıyorum. Yaklaşık 1.5 yıldır Riga’dayım, hala soğuk bir şehirde yaşamaya açılmaya çalışıyorum. Günlerden Çarşamba ve hava -8 derece. Dışarıda epey bir kar yağıyor, yerleri kar tutmuş. Geçen hafta Christmas’tan dolayı haftanın son üç günü tatildim, bu hafta da aynı şekilde, Çarşamba-Perşembe-Cuma günleri tatilim. Pazartesi işe döndükten sonra çok zor olacak, o kadar tatil yaptıktan sonra uyum sağlamak zor olacak.

Bu akşam için bir planım yok. Sabah Andriy ile kahvaltı yaptıktan sonra bilgisayarda bir şeylere baktık. Akşam da yemek yedik. Yemek yerken Gülsevim aradı. Kendisi şu an Cambridge’te ve cüzdanı ile ilgili bir sorun yaşıyordu. Durumu biraz acil olduğu için biraz onunla konuştum. Cüzdanını Edinburgh’dan Cambridge’e göndertecekti, DHL ile ama cüzdanın içerisinde para olduğu için parayla cüzdanı bir arada gönderemiyorlarmış. Cüzdanın içerisinde SIM kart vardı, önemli olan da oydu aslında. Onun dışında 40 pound ve 20 küsür dolar varmış. Hatta İskoç bir kadın da vardı, Windy. Çok tatlı bir kadındı ve bize yardımcı olabilmek için elinden gelenin en iyisini yaptı. Whatsapp üzerinden üç kişi konuştuk. Sonra bir şekilde hallettik ve Gülsevim’i biraz da olsa rahatlattı bu.

Akşam saat on bir gibi dışarı çıkıp Old Town’a gitmeye karar verdik. Saat dokuz ile on bir arasında çok kar yağıyordu, o yüzden gözüm pek kesmedi ama sonrasında dışarı çıkmaya karar verdik.

Old Town’a doğru yürürken bir çok kişinin otobüslerle oraya gittiğini, yürüdüğünü gördük. Demek ki millet de oraya gidiyor. İlk önce şehir meydanına gittik ve orada biraz fotoğraf, video çektikten sonra Old Town’daki Town Hall dedikleri yere gittik. Çok kalabalıktı. Hafiften kar yapıyordu, çok güzeldi. Herkes dans ediyordu. Çok güzel bir ortam vardı açıkçası. Biz de diğerleri gibi dans etmeye başladık. Sonra geri sayım yapıldı, küçük şampanya almıştık, onları içtik ve birbirimizin yeni yılını kutladık. Başkaları da kutladı 🙂 Havai fişekler patlıyordu, binalarda lazer görüntülerile birlikte ortam gayet iyiydi. Sonra herkes dans etmeye devam etti. Yarım saat daha orada kaldıktan sonra Christmas markete gittik. Orası daha da kalabalıktı, DJ parça çalıyordu ve insanlar sevdikleriyle güzel vakit geçiriyor, dans ediyorlardı. Çok kalabalık olduğu için orada pek kalmadık. Biraz fotoğraf çekildikten sonra bu kez başka bir yere gittik. Eve gideceğimiz yolun üzerindeydi. Orada da bir DJ vardı ve genellikle gençler vardı. Letonya’da insanlar eğlenceyi çok seviyor, hava daha iyi olsa eminim onlar da İspanyollar gibi olurlardı, her daim dışarıda olurlardı. Bir ara hava -11 oldu, ona rağmen millet dışarıda eğleniyordu. Biraz orada dans ettikten sonra eve doğru yürüdük. Bir ara sevdiğim bir şarkıyı çaldılar, yolun karşısına geçtiğimizde çalmaya başladı hatta. Sonra geri dönüp biraz daha dans ettikten sonra eve yürümeye başladık. Çok güzel bir geceydi, eve çok geç dönmedik.

Herkese sağlıklı, şanslı, bol kazançlı, huzurlu bir yıl diliyorum.
Mutlu olmayı becerebilmemiz gerekiyor, belki o zaman bir şeyler daha kolay olacak.
Happy New Year!

Kasım

16 Kasım 2025

Ne işle uğraşsam, hiçbir şey hiçbir şekilde çalışmıyor. Sanki gerçekten her şey bozuk gibi hissediyorum. Özellikle iş yerindeki sorunlarda. Sorunun olmadığı bir gün bile yok.

Bugün yine spora gitmedim, iyice tembelleştiğimi farketiyorum.

Ekim

21 Ekim 2025

Yeğenlerimle ve ablamlarla güzel vakit geçirdim.13 Ekim Pazartesi günü uçakla Ankara’ya gittim. Oradan servisle AŞTİ otogarına gittim ve ablamla annem beni arabayla aldı. Annemle iki gün geçirdikten sonra Adana’ya döndü. Ben de ablamlarla bir hafta geçirdim. Güzel bir zaman geçirdik. Perşembe günü İhsan’ın karnı ağrımaya başladı, okula gitmedi. Aynı gün İpek’in de karnı ağrıdığı için onu da okuldan erken almak zorunda kaldık. O gün evde vakit geçirdiler. Cuma günü İhsan yine okula gitmedi, İpek gitti. İpek’i almadan önce AVM’ye gittik, bir kahvecide kahve içip bir şeyler yedik. İhsan GS forması istedi ama bedeni olmadığı için alamadık. İpek’i de alıp eve döndük.

Cumartesi günü İhsan’ı İlker Abi ile basket kursuna götürdük. O antreman yaparken biz de İlker abi ile yukarıdaki kafede kahve içip sohbet ettik. İhsan’ı aldıktan sonra eve döndük. Akşam İlker abi ile rakı içtik, ablam sarımsaklı mezeden yedi.

Pazar günü ablamın karnı ağrıyordu, dışarı çıkıp AVM’de biraz alışveriş yaparız diye düşünüyorduk ama ablamın rahatsız olması planımızı değiştirdi. Bütün gün evdeydik, dışarı çıkmadık. Ablam da zaten biraz uyudu, sonra da TV’nin karşısındaki kanepede uzandı.

Otobüsüm pazartesi günü öğlen 13:00’teydi, biraz kahvaltı yaptıktan sonra ablamlar beni otogara bıraktılar. 6 saatlik yolculuğun sonunda Adana’ya vardım.

Eylül

4 Eylül 2025

Bu aralar yalnızlık hissini daha fazla hissediyorum. Yaptığım tek şeyin sadece çalışmak olduğunu ve akşam olduğunda da ya televizyonun karşısında oturup bir şeyler izlemek olduğunu ya spor salonuna mecburen gidip kendimi yormak olduğunu ya da evde oturup SAP çalışmak olduğunu görüyorum. Aslında ne mutsuzum ne de mutlu, iki arada kaldım. Arkadaşlarım da yok, tek başıma bir şeyler yapmak da sıkmaya başladı. Eski özgüvenim azaldı, bir şryleri tek başına yapmaya üşeniyorum. Eskiden daha fazla vaktim olsaydı da daha fazla şeyler yapabilseydim diyordum ama şu an onu bile demiyorum. Şuanda da bir parkta oturmuş, sağ tarafımda bisiklet, sol tarafımda termos çay, gecenin 11’inde oturmuş bunları yazıyorum.

Haziran

24 Haziran 2025

Andriy ile saat 2-3 gibi Saulkrasti’e geldik. Yağmur yağıyordu, biraz sürdükten sonra bir otobüs durağına sığındık. Orada çayımızı içtikten sonra yağmur dindi ve yolumuza devam ettik. White Dune diye bir yere gittik, neredeyse kimse yoktu. Oradan sonra tren istasyonuna geri döndük. Tam zamanında gelmişiz, trene bindik be Riga’ya döndük.

Haziran

23 Haziran 2025

Bugün Letonya’da ilginç bir gün. Etkinliklere katıldık ama uzun yazamayacağım.

Haziran

15 Haziran 2025

Hava çok iyiydi, hem güneşli hem de yeteri kadar sıcaktı. Bisiklet sürerken GoPro ile video kaydettim. Sonra da bir parka gidip biraz dinlendim. Park o kadar yeşil ve huzurluydu ki… Biraz annemle konuştum, biraz da Dexter ile konuştum ve eve geldim. Spora gitmem gerekiyor diye yemek de yedim biraz. Birazdan Andriy ile konuştuktan sonra yeni aldığı dronun kutusunu açacağız.

Haziran

13 Haziran 2025

Biraz bisikletle dolaşıp GoPro ile kayıt yaptım. Yine merkezdeki bir parkta otururken iki Letonyalı kız bisiklete bakıp bisikletin ne kadar güzel olduğunu söyledi. Daha sonra biraz konuştuk kendisi de Ankara’da yaşamış daha önceden. Akşam gürültü yapan arabaları sordum. Pek bir şey yapamayacağını söyledi çünkü kanununu değiştirmişler. Bugün ilk defa bisikletim ile markette alışveriş yapıp bisikletin Shopping Mode özelliğini kullandım ve eve geldim.

Mayıs

25 Mayıs 2025

Günlerden cumartesi ve güzel bir hava var. Sabah on buçuk gibi uyanıp biraz telefona baktım. Kahvaltı kültürüm öleli çok olduğu için (kahvaltılıklarımız olmasına rağmen) kahvaltı yapmadım ve kahvemi içtim. Bilgisayardan haberlere falan bakim derken zaman epey bir geçmiş. İş yerinden bir arkadaşla konuştum, laf lafı epey bir açtı ve yaklaşık iki buçuk saat telefonda konuştuk. Daha önceden bu kadar uzun hiç kimse ile konuşmamıştım. Konuşmamızdan sonra hemen duş alıp Dexter ile hemen yemeğe gittik. Spora gideceğim için yemeği geç yememem gerekiyordu – ki geç de yedim mecburen. Birer kahve alıp Şişhane’deki füniküler durağının önünde, içimizi ısıtan güneşin altında içtik. Oradan ben spora geçtim, kendi de eve geçti.

Spor salonunda saçma sapan tipler var, yıllardır gidiyorum ama konuştuğum insan sayısı üç ya da dörttür. Kimseyle konuşmadan sporumu yapıp evime gidiyorum – ki sanırım ihtiyacım olan tek şey bu, başka kimseye ihtiyacım yok. Arkadaş edimeme hiç gerek yok, kendime yetiyorum gibi hissediyorum.

Akşamın bir saatı, bu yazıyı yazarken dışarıdan kedi sesi geliyordu. Kapıyı bir açtım ki, bizim Gümüş Hanım karanlığın içinden evin kapısından geçti ve içeri girdi. Şimdi de yemek yiyor.

Mayıs

10 Mayıs 2025

Bugün hava mükemmel. Güneş o kadar güzel ki, parklar o kadar yeşil ki anlatamam. Kasvetli kış günlerinden sonra epey iyi geldi açıkçası. Dışarıya çıkıp biraz yürüdüm.

Ekim

26 Ekim 2024

Bu gece yine karın ağrısıyla kalktım. Akşam spordan sonra kendimi ödüllendiriyormuş gibi oturup cips yedim ve üstüne de yoğurt yedim. Gece kalktığımda çok kötüydüm, karnımda bir ağrı vardı ve bu ağrı kesinlikle gazdan kaynaklıydı. Çünkü son iki haftadır bu şikayetle duruyorum. Hastanede gastroenteroloji doktorundan randevu aldım ama Kasım’ın 8’ine verdiler randevuyu. O zamana kadar bir şekilde idare etmem gerekiyor. İki üç gün önce eczaneden bir ilaç aldım, karında gaz olması durumunda bu gazı hafifletecek bir şey. İlk gün çok iyi işe yaradı, sevindirdi. O haptan gece bir tane daha içtim. Gece iki kez terleyerek kalktım. Birincisinde çok karın ağrısı yoktu ama tuvalete gitmek istedim. İkincisinde şiddetli bir karın ağrısı vardı – ki normalde geceleri kolay kolay kalkmam. Hap altıktan sonra biraz da sosyal medyaya baktım, dikkatimi dağıtabilmek için. Biraz zaman geçtikten sonra uyumuşum.

Sabah kalktığımda herhangi bir ağrım yoktu ama yastık ıslaktı. Epey terlemiş olmam lazım. Aslında bunun nedeni gazdan dolayı değil, yorgandan dolayı. IKEA’dan aldığım yorgan çok sıcak tutuyordu. Üstüne bir de spordan sonra üzerimden çıkarmadığım atletle uyumuştum, o da normalde beni çok sıcak tutuyor.

Günüm biraz boş geçti, yani internette bir şeylere baktım, bir şeyler izledim. Tanıdıklarla mesajlaştım, yemek yaptım, biraz temizlik yaptım vs. derken saat 5 oldu. Hemen yemek yapmaya başladım. Hava o kadar kötü ki, tamamen gri ve havada yağmur damlacıkları var, sis gibi. Yemeği yapıp etrafı temizledikten sonra televizyonun karşısında yemeğimi yedim. Disclaimer diye bir dizi var, beşinci bölümünü izledim. Bazen o kadar üzücü oluyor ki, bazı anlatımları cidden çok etkileyici ve gözümün kenarından damlalar aktı.

Temmuz

30 Temmuz 2024

Riga’daki evlere bakarken kendimi çok umutsuz, özellikle de yalnız hissettim. Ailemi, sevdiğim insanları bırakıp başka bir yere gidiyorum. Gittiğim yer çok uzak değil tabi ama yine de bırakıp başka bir yere gidiyorum işte. Evlere baktıktan sonra o kadar yalnız hissettim ki kendimi, o duygu o kadar yoğundu ki ağlamak istedim.

İçimden “Gitmek istemiyorum” dedim.

Temmuz

27 Temmuz 2024

Yeğenlerimle ve ablamlarla Ankara’da çok güzel vakit geçirdik. İki kez Kazan’a gidip kebap yaptık, yeğenlerimle Monopoly gibi bir oyun oynadım, Playstation’da defalarca Mortal Kombat oynadık, birlikte kitap okuduk, AVM’de dolaştık, kahve içmeye gittik… Çok güzel günler geçirdim, şu 6 gün içerisinde. Pazar sabahı çok erken vakitte, 6:50’de trenim İstanbul’a kalkıyor. Gece yatmadan önce İlker Abi sabah kalkacağını söylediği için onunla vedalaşmadık. İpekle vedalaştım, vedalaşırken bana o kadar sıkı sarıldı ki, çok duygulandım içten içe. Bu yazıyı birkaç gün sonra yazıyorum ama hala unutamamışım, aklımdan çıkmamış.

Sevdiğim insanları geride bırakıp hiç bilmediğim yerlere gidiyorum. Umarım her şey hepimiz için iyi olur.

Temmuz

21 Temmuz 2024

Bu akşam Ankara’ya, ablamların yanına gidiyorum. Öğlen valizimi hazırladım, gece 01:00’da otobüs ile gidiyorum. Gün içerisinde neler yaptığımı yazmayacağım. Saat 10 gibi otobüs firmasından aradılar, gece 1’deki araba bozulmuş, onun yerine 12:00 aracı ile gidecekmişim. Tamam dedim, bileti değiştirdiklerine dair mesaj da aldım.

Akşam bizimkiler beni otogara kadar götürdüler. 00:00’da kalkması gereken Ankara otobüsü bir türlü gelmedi. Yaklaşık 30 dakika bekledik, sanırım başka otobüsleri de birleştirmişler, epey insan bekliyordu. Neyse benim otobüs geldi, annemlere sarıldım, onları öptüm ve otobüse bindim. Otobüs şoförü biriyle konuşuyordu, sanırım bir yerden haber bekliyorlardı. Onlardan kalk emri gelmeden kalmayacaktı herhalde. Bizimkiler de hala dışarıda bekliyordu. Onların dışında yakını olan sadece bir kız daha bekliyordu. Beni uzun uzun beklediler, bir yere oturdular, muavinle konuştular, otobüs kalkmaya yakın da ayağa kalkıp bana el salladılar. Sanki çok uzun bir zaman için onları görmeyecektim. Ağlamak istiyordum ama ağlayamazdım, kendimi tuttum. Onlar muhtemelen giderken arabada ağladılar. Belki de evde ağladılar, bilmiyorum.

Keşke yıl boyunca onları daha sık ziyaret etseydim, doyamadım ki…

Temmuz

8 Temmuz 2024

Bugün büyük gün… Gözlerimden lazer ameliyatı olacağım gün. Sabah 9:45’te operasyon olacağı için saat 9 gibi oradaydık. Öncesinde birinci katta biraz bekledik, sonra da üçüncü kata ücret ödemesi için gittik. Beni tekrar birinci kata gönderip testlerin yapılmasını istediler. Sonrasında da tekrar üçüncü kata gönderttiler. Annemle birlikte bekleme odasında oturuyorduk, bizi hemen başka bir yere aldılar. Beni de ameliyat olacağımız diğer odaya aldılar. Bir kadın ayağıma galoş, kafama bone, üzerime de ameliyat önlüğü giydirdi. Sonra bir adam geldi ve gözlüğümü masaya bırakmamı istedi. “Umarım geri geldiğimde almama gerek kalmaz” dedim. Ameliyat odasında beni bir sedye gibi bir şeye uzandırttılar. Dizlerimin yukarıda kalmasını sağlayacak kısım dikkatimi çekmişti. Uzandıktan sonra doktorun gelmesi için biraz bekledik. Beklerken bana “ışığa doğru bakabilirsin, gözlerin ışığa alışmış olur” dediler. İki erkek operatör vardı, etrafta bir şeyler yapıyorlardı. O anda ameliyattan sonraki saatleri düşünüyordum.

Doktor kısa bir süre sonra geldi ve hemen operasyona başladı. İlk önce sağ gözle başlayacağız dediler. Öncesinde gözlerime iki farklı damla damlattılar. Sonrasında doktor bir bantı aldı ve sağ gözümün üst kısmına bastırdı, biraz baskı hissettim orada ve pek hoşuma gitmedi. Bantı taktıktan sonra göz kapaklarımın iyice açılıp hareket etmemesini sağlayacak metal aparatı maşa gibi açıp bıraktı. Gözüm apaçıktı. Sonrasında bir damla daha damlattı sanırım. Elinde plastik bir şey vardı, onu gözüme getirdi ve biraz baskı olacağını söyledi. Benden bu arada devamlı yeşil ışıklı noktaya bakmamı istediler. Ben yeşil ışığa bakmaya çalışıyordum devamlı ama adam bastırdıkça o yeşil noktayı kaybediyordum. Bastırması bittikten sonra uzandığım şeyi 45 derece kadar sol tarafa kaydırdılar. Vakum makinesiymiş, ne yaptığı ile ilgili gram bilgim yoktu ama gözümün içine kadar geldi. O aralarda sadece beyaz bir ışık görüyordum. Biraz gözüme baskı uyguladıktan sonra bu kez aynı yere 45 derece sağ tarafa döndürdüler. Prosedürü bildiğim için doktorun o anda ne yaptığını biliyordum. Vakum makinesi, gözümün ön kısmındaki ince tabakanın kalkması için bir işlem yapmıştı, doktor da o zarı elindeki metal aparat ile kaldırdı. Yeşil olan o ışıklı nokta, zar kaldırıldıktan sonra büyük ve pütürlü bir yuvarlığa dönüşmüştü. Sonrasında benden devamlı yeşil ışığa bakmamı istediler ve 10 saniye kadar süreceğini söylediler. Sonra 5-4-3 diye geriye saydılar ve bitti. O arada lazer gözümün önünü tıraşlıyordu. Yanmasıyla oluşan kokuyu da alabiliyordum. Demek ki insan eti yandığında bu koku geliyor… Doktor o ince tabakayı yerine koyduktan sonra bir damla döktü ve spatulaya benzer plastik bir aparatla güzelce kapanmasını sağladı.

Diğer göz için de aynı şeyi yaptılar. Doktor elindeki plastik şeyle biraz bastırdıktan sonra diğer tarafa aldılar. Vakum makinesi gözüme gelip çıktı ama sanırım yapamadılar. Diğer tarafa tekrar çevirip doktor o plastik şeyle tekrar denedi ve tekrar o vakuma gittim. Bu kez olmuştu. Aynı şeyleri diğer tarafta yine lazerle yaptılar. Sonra da operasyon bitti. Beni kaldırıp şu çenemizi koyup ayna ve ışıkla gözümüze baktıkları test cihazına götürdüler. Doktor muhtemelen iyi kapanıp kapanmadığını kontrol etti. Her şey gayet iyiydi. Oradan gözlerim açık şekilde bekleme odasına gittim. Biraz bekledikten sonra annem geldi ve güneş gözlüğümü verdi. Aşağıya inip eve gittik.

Biraz buğulu görüyordum ama genel olarak net gibiydi. Eve gelirken gözlerimi arabada devamlı kapalı tuttum. Eve geldikten sonra gözlerim hassaslaşmaya başladı. Gözüm kapalı olmasına rağmen göz kapaklarımın içinden geçen ışıktan rahatsız oluyordum. Önce salonu ayarlamaya çalıştık ama salon çok ışık alıyordu. Sonra annemlerin odasına gittik ve annem odayı karartmaya çalıştı. İlk başta yeteri kadar karanlık değildi ama sonrasında bir şekilde kararttı. Hatta şemsiye getirip uzanırken üzerini kapatarak bir çadır gibi yapıp iyice kararttı. İki damla vermişlerdi, ikisini de 5 dakika aralıklarla, ilk gün her saat başında kullanacaktım. İlk damlamı aldıktan sonra direkt uyumak istedim ama bir saat sonra tekrar uyanacaktım. Annemden yanımda durmasını istedim, yalnız olmak istemiyordum çünkü cidden çok rahatsız edici bir durumdu. Annem sağolsun yanıma uzandı, arada gidip başka işler yaptı ama orada olması bile rahatlatıcıydı. Gözlerim öyle rahatsız oluyorlardı ki, hani lens kullandığımızda bazen gözümüze battığında gözü hemen kıpkırmızı yapıyor, anında çıkarıp atmak istiyoruz ya, lensin o şekilde saatlerce gözümüzde kaldığını ve çıkaramadığımızı düşün. O derece rahatsız edici bir şekilde uzanmış zamanın geçmesini bekliyordum. Gözlerimden devamlı yaş geliyordu ve peçeteyle dikkatlice silmeye çalışıyordum. Gözlerime dokunmamam, ovalamamam için annemin güneş gözlüğünü kullanıyordum.

Önceleri o ilk 4-5 saat geçmedi ama sonrasında gözlerim daha iyi olmuştu. Yavaş yavaş açabiliyordum, o kaşıntı yoktu. 5 saatten sonra gözlerimi açıp etrafta dolaşabiliyordum. Işık artık rahatsız etmiyordu. Salona gidip televizyon bile izledim, o derece gözlerim normaldi. Birkaç kişiye mesaj bile atabildim. İlginç bir deneyimdi.

Temmuz

3 Temmuz 2024

Dün akşam uçakla Adana’ya geldim. Ertesi gün, yani bugün de hemen ilk iş Sevgi Göz Hastanesi’ne gitmek oldu. Öncesinde genel bir tetkik yapıldı. Sonrasında bir fiyat verdiler. Normal fiyatı 35.000₺, nakitte 32.000₺’ye indirim yapıldı. Fiyat gayet uygundu, hemen birinci kata gidip daha geniş çapta testler yapıldı ve doktorun yanına gittim. Öncesinde bir damla damlattılar ve o damla ile göz bebeğini büyüttüler. Biraz dışarıda bekledikten sonra doktorun yanına gittim ve pazartesi sabahı için operasyon randevusu verdi. Oradan çıkıp bu kez devlet hastanesine gittik. Dahiliyeden randevum vardı, genel kan sayımında herhangi bir şey varsa onu görecektim. Biraz bekledikten sonra ertesi gün kan örneği vermek için hastaneye gelmem gerektiğini söyledi doktor.

Vücudumdaki benleri aldırmak istiyordum. Cildiyeden randevu bulamadım ama kayıt alan masadaki kıza yine de bir sorduk. Yurtdışına taşınacağımı ve pek fazla vaktimin olmadığını acındırarak söyledikten sonra bize bir doktor ayarladı. Doktorun yanına gittik ve hangi benleri aldırmam gerektiğini vücudumda yuvarlaklar çizerek gösterdi. “Eve gidince bunların fotoğrafını çekip plastik cerrahiden randevu alın” dedi. Ayrıca küçük benler için lazer olmamamın daha sağlıklı olduğunu söyledi. Hazır oradayken plastik cerrahiden randevu alabilir miyiz diye düşünürken hiç randevu alamayacağımızı öğrenip eve gittik. Evden de boşalan bir randevu saatinin yerine ben gelebilir miyim diye bir 182’yi aradık ve boşalması durumunda mesaj gönderilmesini talep ettim.

Adana’dan ayrılmadan önce bu işlemlerin çoğunu yaptırabilirsem çok iyi olacak. Diğer türlü benim kendi başıma İstanbul’da kısıtlı bir zamanda yaptırmam çok zor.

Adana cidden çok sıcak.

Nisan

26 Nisan 2024

Bugün benim doğrum günüm. Aslında çok da fazla anılar biriktirmemişim ama yine de bizim de yaşadığımız bir şeyler var tabi. Yoğun geçen bir iş gününden sonra Dexter ve Harold ile Kanyon’a gittik. Harold’ın kalp hastalığı olduğu için eskisi gibi hızlı yürüyemiyor. Kanyon’a kadar nasıl gidebildik hayret ettim. Dexter’a da “olmazsa burada bir yere gidelim” bile dedim. Bir şekilde Kanyon’a gittik. Orada güzel bir İtalyan restoranı var, Nappo. Bir pizzaya kadar para verdik ama bizimkiler pek beğenmediler pizzayı. Ben açlıktan mıdır nedir bilmem ama hepsini bitirdim. Oradan taksiye binip (Harold yürüyemeyeceğini söyledi) eve kadar geldik. Evde de pastamı kestik ve biraz içtik.

Olmasını istediğim gibi bir doğum günüydü, sevdiğim insanlarla birlikteydim.

Mart

28 Mart 2024

Akşam vakti, sabah yiyemeyip de akşamları yediğim zeytinlerden biraz yiyeyim dedim, karın aç. Bir baktım bir tanesinin üstünde beyaz lekeler var. Biraz çatalla hareket ettirdim ki bir de ne göreyim? Büyük bir yaban mersini. Dexter’in işi…

Mart

17 Mart 2024

Saat 16:30 gibi kedilere mama bırakmak için aşağıya indim. Kedilere mamalarını verdikten sonra Gümüş’ü çağırdım, birkaç kere çağırdım ama gelmedi. Normalde koşarak gelirdi hemen. Her zaman uyumaya gittiği yere gittim, bir baktım ki kenarda kıyıda köşede bir kedi… Gümüş… Kıpır kıpır olan hayvan gitmiş, orada oturuyordu. Yüzüne baktım ki sol gözü tamamen kapalı, bir de burnundan kan gelmiş ve kurumuş öyle. Yüreğim parçalandı onu öyle çaresiz, dünyaya küsmüş görünce. Çıkardım hemen oradan, düzgün yürüyebiliyor mu diye yere koydum, baktım bacaklarında bir sıkıntı yok. Ne oldu bilmiyorum ama sanki bir şey çarpmış gibi. Biri tekme mi attı, kedinin biriyle kavga mı etti bilmiyorum ama durumu kötüydü. Eve getirdim, yaş mama verdim, çok sevdiği salamdan koydum ama onları bile yemedi hayvan. Neyse şimdi evin ortasındaki uzun komidinin altında uyuyor. Umarım gözüne ciddi bir şey olmamıştır, en kısa zamanda iyileşir.

Mahallede oturan iki abla var. Onlara da aşağıdaki fotoğrafları gönderdim, mesaj yazdım Whatsapp’tan. Bakalım ne diyecekler. Eğer veterinere götür bence derlerse kendilerinden box’ı isteyim yarın Gümüş’ü veterinere götüreceğim.